Kehanetin merkezinde papatyalar, yapraklarına anlam mı yüklediler? Güneşlenen kediler, seviyor sevmiyor mu, dediler? Onları seyreden kurbağalar, prensesi mi beklediler? Gelmedi de prensesleri, içelim güzelleşelim mi dediler? Şahit olmuş mu sütunlar, prensin öptüğü kurbağa dönerken prensese? Çeşme başında su dağıtan saki, o da sevmiş mi birini? Yine, şahit olmuş mu sütunlar, sakinin de aşkına? Cami avlusundaki bakla çiçeği, özenmiş mi papatyaya? Müjdeler o da baharı, ama papatyaya atfedilmiş Ya, papatya memnun mu acaba halinden? Bir sevecek, bir sevmeyecek; bunu hep kendi mi bilecek? Bakla çiçeği ol da meyve ver mi, diyecek? Toprağın süsüsün, baharın neşesisin, Dağa, taşa; yaraşırsın her bir yana Narin, nazenin papatya…