
[Intro — fısıltı, piyano + tanbur, nabız başlar] Kahve soğudu. Hâne hâmûş. Bu sükûtun içinden hâlâ seni işitirim. Kalp atışın… hemen yanımda. Ey sâkî — nâzı ko. Kalmaz böyle. [Chorus] Nâzı ko ey sâkî, kalmaz böyle bu devrân. Kalp atışına düşüyorum. Kalp atışı… kalp atışı… Kâm alalım bu şebden. Bir şeb daha. Dök zülfünü meydâne gel. Seher gelene dek dön. Gel. Benimle kal. Bu bezm dağılmasın. [Verse 1] Haddeden geçmiş nezâket gözünde güle dönmüş. Kış üfleyememiş. Söylenmemiş sözün altında âteş-i sûzân yürüyor. Boş fincân durur. İki garîb bakarız. Bezme dönmek niyetin değildi. Gidişindeki şitâbdan anladım. Yine de ayakların usûlü tutuyor. [Pre] Belki firâk değildi. Belki yalnız bir şeb daha. [Chorus] Nâzı ko ey sâkî, kalmaz böyle bu devrân. Kalp atışına düşüyorum. Kalp atışı… kalp atışı… Kırık bir aşk bile hâlâ bu kadar tatlı. Gülelim. Oynayalım. Kâm alalım bu geceyden. Serv-i revânım yürü. Sa’d-âbâd bu oda olsun. [Verse 2 — söylenmeyen cevap, doğa] Ay, denizi terk etmez. Sadece uzak durur ki çekim onu yutmasın. Ben de öyle kaçtım. Sen soruyorsun hâlâ — “Benden giderken hiç beni düşündün mü?” Cevap dilimde duruyor, vermiyorum. Kırılman diye. Kayıp bir yıldız değildin. Çok yakın bir güneştin. Yörüngen güzeldi, nefesi değildi. İlk ateş aşk değildi, koyu bir tutulmaydı — beni soğuttu, sonra korkuttu. Defalarca dağıldım. Dağıttım. Haliç’in sisi gibi silindim, yine kıyıya döndüm. [Pre 2 — fısıltı, neredeyse duyulmaz] Şimdi o hüküm kader gibi duruyor omuzumda. Teslimim. Ama bunu söyleyemem. Korkudan kaldığımı sanırsın. Oysa seni hep sevdim. Nefes alamıyordum. Nefes alamıyordum. [Sax / tanbur break] (söz yok — raks aksağı, ney cevap verir; nefes sesi nabza karışır) [Chorus] Nâzı ko ey sâkî, kalmaz böyle bu devrân. Kalp atışına düşüyorum. Kalp atışı… kalp atışı… Karanlığı aldık, ona parlamayı öğrettik. Tutamayacağımız söz vermeyelim. Sadece kal. Bu şeb. Ve dön. İki kusurlu kalb kusursuz zamanı tutuyor. [Bridge — uzay metaforu, nefes, sonra adım] Kuyruklu yıldız kaçmaz. Elips çizer. Görünmez olur, yok olmaz. Sen beni kaybedersen kendi yörüngeni kırarsın — kırdın da. Bunu bilsen kalışımı korku sanırsın. Oysa ben çekimin içinde yeniden nefes öğreniyorum. Neredeyse küllere yuva dedik. Ama bak — hâlâ bu bezmdeyiz. Hâlâ şeydâ. Hâlâ insan. Aşk dağılmamak değildir. Yıkıntının içinden bir kalp atışı duymak ve kendi kalbini tanımaktır. Ömrün şitâbı var. Onun için nâzı ko. Dök zülfünü. Meydâne gel. [Final Chorus] Nâzı ko ey sâkî, kalmaz böyle bu devrân. Kalp atışına düşüyorum. Kalp atışı… kalp atışı… Bir şeb daha. Bir şeb daha. Gülelim. Kâm alalım. Dök zülfünü meydâne gel. Gel. Benimle kal. Bu gece kaybolma. [Outro — fısıltı, usûl yavaşlar, nabız kalır] Ne büyük günâh olurdu… bir kalp atışı daha dayanmadan çekip gitmek. Kahve hâlâ soğuk. Devrân neredeyse bitti. Ama sen buradasın. Ve bütün oda âteş-i sûzân kokuyor. Ay denizi bırakmadı. Sadece uzak durdu. Ey sâkî… nâzı ko. Kalp atışı… Kal.

