[spoken-sung, very close, audible breath] Sessizsin ama gözlerin konuşuyor [half-sung, distant-then-close; piano enters far, comes near] Uzaktan müzik sesi geliyor Seni arıyor gözlerim Yatağın köşesinde Derin nefeslerin sakin Güneş sızıyor çıplak kollarına Taşıyor saçlarını okşuyor [half-sung, narrative pulse; piano alone, voice close] Piyano olmalı diyorum Kim çalıyor bilmiyorum Aramızda ufaktan bir kıta var Seni düşünüyorum Parmaklarını Tutmakla gitmek arasında Uzun ve güzel [bridge — head voice / soft falsetto; quoted-from-elsewhere feel] Hayatın yıkıntılarından sesler geliyor Marsalis bize gülümseyerek çalıyor [half-sung, intimate body register; upright bass enters; soft rock kit barely] Sırtını göğsüme dayıyorsun Aynadan görüyorum gözlerini Buradayım diyorsun Sol elin yataktan sarkarken Sağ elin beni tutuyor [sung, wider; lift into philosophical register; whispered Melis double-track underneath the two questions] Dünyanın tüm saatlerinin aynı olduğu anda Uçak gideceği yere doğru gidiyor Batıya ve Doğuya iki uçak kalkmış Duygular metreyle ölçülebilir mi? Kilometreyle? Sevgi var olanın keşfi midir? Yoksa birlikte mi yaratılır? [outro — spoken-sung, very close, one more breath than the opening] Sessizsin ama gözlerin konuşuyor