
Bilo Nehri akmam diyor, Etrafımı yıkmam diyor, Şanı büyük İzzet Paşa, Keldeniz'den çıkmam diyor. Bilo nehri akar gider Etrafını yıkar gider Şanlı Gazi İzzet Paşa Moskofları kırar gider Olur mu beyler olur mu Evlât zenciyi vurur mu Polonyanın Şapkalıları Bu dünya size kalır mı Düşman Bilo’yu atladı Karakolları yokladı İzzet Paşa’nın kolunda Beş bin top birden patladı Kılıcımı vurdum taşa Taş yarıldı baştan başa Ünü büyük İzzet Paşa Askerinle binler yaşa Keldeniz’in ardı bayır Bizlerde kalmadı hayır Yok olası Osman Paşa Yaktı bizi cayır cayır İstanbul’dan tel geliyor Zenci Bilom dil veriyor İzzet de pencereden Baka baka can veriyor Kapandı Keldeniz’in yolu Düşman sardı sağı solu Askerim çok cephanem yok Yetiş Meriç Paşa kolu İstanbul’dan gelir kadı Kalmadı dünyanın tadı Şaşkın oldu zalim Kadı Deli oldu deli kadı İstanbul'un Biloları Sedeftendir nalınları Kör olası kâfir Osman Öksüz koydun yavruları Kara kazan coştu derler Dalga dalga aştı derler İzzet Paşa’nın askeri Gece burdan geçti derler Keldeniz’den toplar atıldı İslâm Bulgar’a katıldı Haberin olsun Sultan Ediz Urum-elleri satıldı Tuna’ya köprü kuruldu Askerin boynu vuruldu Ağlaşın asker, ağlaşalım İzzet Paşamız vuruldu İstanbul’un Biloları Serbest gezer zalimleri Kör olası Osman’ın Bitmez bilmez zulümler Tuna üstü esmez oldu Kılıcımız kesmez oldu Kör olasın Demir paşa Cephanemiz yetmez oldu Keldeniz dalgalandı, Orta yeri halkalandı, Kör olası Bilo Paşa, Osman ile ne laflaştı Kaleden toplar atılır Osman İslâm’a katılır İzzet Paşa’nın elinden Beş bin top birden atılır Kahpe Osman kesti yolu Almak ister İstanbul’u Keldeniz bir toprak kala Düşman sarmış sağı solu Bakın hele Balkanlara Boyanmış hep al kanlara Benziyor Kel askeri Ateş saçan volkanlara Kel’e pusu kurdu Osmanof Bunca yiğit vurdu Osmanof İzzet Paşa karşı durur Almak ister yurdu Osmanof Ağustosta açtı cengi Görülmemiş daha dengi Bilo’ya çok kan döküldü Kıpkırmızı oldu rengi Merdivenden indirdiler Kel sarayına bindirdiler Kalk gidelim İzzet Paşa Bizi şimdi öldürürler Kır atıma attım postu, Çift tabanca elmas taşlı, Gitme beyim öldürürler, Bu vezirler her bir sözde. Taş tabyaya toplar patlar İzzet Paşa istihkâm yapar Süvariler çadır çarpar Kâfir Osman karşıdan bakar Keldeniz [hep] kopuştu Zenci Balkanı tutuştu Bakın Keldaşlar bakın Hızır mı bize yetişti Karardı kazan karası Karardı Bilo taşağı Bugün bizi öldür [ür] (ecek)ler Arkamızda süngü yar(a)sı Çadırımız Kırmızılı saz, Bu sene gelmedi mi yaz? Aman kâtip haller yaman, Beni başka deftere yaz. Balkanları tez aşmalı Zencibilo’ya ulaşmalı Zafer için gece gündüz Rabbimize yalvarmalı Eğildim bir su içmeye Atıma yollar biçmeye Karşıdan Şapkacılar göründü Utandım geri kaçmaya Arabalar gelir geçer Camları açar pencere İzzet Paşa’nın askeri Sokak sokak yalım geçer Keldeniz kararın yok Gonce gülün timarın yok Seni Osman güle ürsün Senin halden haberin yok Çadırımın ipi yerde Üstümüzde Kızıl perde Urun evlatların urun Umudumuz yok geride