
Odaların ışığını hiç açmıyorum artık Karanlık, en dürüst aynasıymış meğer insanın Duvarlarda senin sesinin yankısı Sanki hala burada, masanın ucundasın Biraz sitem, biraz tozlu bir özlem Kimin elinde kaldı şimdi o çocuksu hevesler? Ah, kimin elinde kaldı bu sızılı sonlar? Aşk dediğin, ellerinde bir avuç cam kırığı Sıkınca kanatır, bırakınca öldürür sızısı Ben seni sevmekten değil, beklemekten yoruldum Gönlümün her köşesi, enkazdan kalma yangın yeri Yaz bunu bir kenara; dönme, ben çoktan savruldum Kapı eşiğinde unutulmuş bir anahtar gibi Eski bir şarkıda yarım kalmış o tek cümle gibi Seni hatırlatan ne varsa attım sokağa Ama kendimi atamadım bu derin boşluktan Sezen’in dediği gibi; "Gidiyorum, içimde binlerce veda..." Aşk dediğin, ellerinde bir avuç cam kırığı Sıkınca kanatır, bırakınca öldürür sızısı Ben seni sevmekten değil, beklemekten yoruldum Gönlümün her köşesi, enkazdan kalma yangın yeri Yaz bunu bir kenara; dönme, ben çoktan savruldum Ah be cancağızım... Hangi limana sığınsak, fırtınan orada bekler Hangi gökyüzüne baksam, senin bulutların geçer Geçmedi, geçmiyor, geçmeyecek... Gönlümün her köşesi... Yangın yeri... Dönme... ben çoktan savruldum.

