
İŞİN ASLI BU DEĞİL Mİ? — SELMA AVE DİVAN-I BUG [Intro — ud taksimi, ince kanun, uzak keman, ağır darbuka] Ey yolcu… Bu âleme şaşırmaya mı geldin, yoksa şaşkınlığın içinden kendini bulmaya mı? Neyleriz? Neylerse güzel eyler deriz. Bazen insanın bütün hesabını hesapsız bir rüzgâr bozar. Belki de hikmet tam orada başlar. [Kıta 1] Bir kusur gördüm aynada, adı bendim, Bir sır gördüm dünyada, peşine düştüm. Her kapıyı akılla açarım sandım, Bir gönül geldi, bütün anahtarları unuttum. Hayat dediğin kusursuz bir nakış mı? İpliği düğüm, deseni yarım değil mi? Ey kendini tamam sanan güzel yolcu, Kul dediğin biraz eksik değil mi? [Nakarat] Neyleriz? Neylerse güzel eyler deriz. Düşeriz, kalkarız, yine yola gideriz. Hayat bir bug ise biz de onun şaşkın yolcusuyuz. Bug’sız kul var mı? İşin aslı bu değil mi? Bir imtihan ki sırlara gebe, Bir ömür kendini arar kendinde. Aşk mı? O da gönle düşen tatlı bir bug değil mi? Ey yolcu, şaşırmaya gerek yok… İşin aslı bu değil mi? [Kıta 2] Kimi servetle sınanır, kimi yoklukla, Kimi bir çift gözün sessiz bakışıyla. Kimi gururundan saraylar kurar, Bir “gitme” sözüyle yıkılır sabaha. Kimi haklı çıkar da huzuru kaybeder, Kimi yenilir, kendisini bulur. Her zafer insanı büyütür mü dersin? Bazen mağlubiyet ruhu doğrultur. Bir söz vardır, dil söyler geçer, Bir söz vardır, kalpte yıllarca bekler. İnsanı terbiye eden ölüm müdür yalnız? Ya insan ölmeden evvel değişmeyi seçerse? [Nakarat] Neyleriz? Neylerse güzel eyler deriz. Yanarsak ateşten bir mana devşiririz. Hayat bir bug ise biz onun kusurunda güzellik ararız. Bug’sız kul var mı? İşin aslı bu değil mi? Bir imtihan ki sırlara gebe, Cevabı bazen saklı kendi içinde. Aşk mı? O da aklın hesabına sığmayan tatlı bir bug değil mi? Ey yolcu, şaşırmaya gerek yok… İşin aslı bu değil mi? [Aranağme — ud ve kanun düeti, uzun keman] [Kıta 3] Vazifemiz insan… Başka ne rütbemiz var? Bir gönül kırıldıysa hangi zafer bize kâr? Biz de şaşkınız, biz de nice yoldan döndük. Yanlış kapıları çaldık, doğru eşiğin önünde sustuk. Varsa bizim gibi gecenin içinde yolunu arayan, “Uyan!” diye bağırmayız ona. Bir kandil yakarız, belki ışığını görür. Çünkü insan bazen nasihatle değil, başka bir insanın yarasıyla öğrenir. Ve bazen bir şarkı bin cümlenin ulaşamadığı yere erişir. [Köprü — ritim kesilir, yalnız ney] Ey nefsim… Sen kaç kere haklıydın ama iyi değildin? Kaç kere kazandın ama kendini kaybettin? Kaç kere “ben bilirim” dedin de hayat sana gülüp geçti? Belki mesele hiç düşmemek değildi. Belki mesele, düştüğün yerde kim olduğunu görmekti. [Final Nakarat] Neyleriz? Neylerse güzel eyler deriz. Bugün ağlarız, yarın güler geçeriz. Hayat bir bug ise onu silmeye değil, anlamaya geliriz. Bug’sız kul var mı? İşin aslı bu değil mi? Bir imtihan ki sırlara gebe, Her perde başka bir hakikate. Aşk mı? Ah aşk… Belki Hakk’ın gönle bıraktığı en tatlı şaşkınlık değil mi? Bir bakış gelir, bütün mantık gider. Bir gönül yanar, insan kendine döner. Ey yolcu… Yol uzun diye korkma. Şaşırdın diye utanma. Kusurun varsa öğren. Seviyorsan incitme. Düştüysen doğrul. Kazandıysan merhamet et. Ve vakit gelmeden kendini terbiye et. Çünkü ölümden evvel insanı insan etmek… İşin aslı bu değil mi? [Outro — ud, ney, tek darbuka vuruşu] Neyleriz? Neylerse güzel eyler deriz… Biz de bir bug’ız belki, rahmetin içinde. Ey yolcu… Gül biraz. Yol devam ediyor.

