
[Intro] [Vocals Only - Gritty and echoing] Ölü mü denir şimdi onlara? Durmuş kalpleri çoktan... Ölü mü denir şimdi onlara? (Sudden heavy 808 Bass drop and fast Tabla rhythm kicks in) [Verse 1] (Fast-paced rap flow, Sitar riff in the background) Kımıldamıyor gözbebekleri Ölü mü denir peki En büyük limanlara demirlemiş En büyük gemiler gibi Kımıldamıyor gözbebekleri Ölü mü denir şimdi onlara! Suratları gergin, suratları kararlı Belli ki çok beklemişler Kabuğundan çıkan bir portakal gibi gelen sabahı! [Chorus] (Powerful beat, heavy percussion, melodic Sitar loop) Ölü mü denir şimdi onlara? Ölü mü denir şimdi onlara? Akıyorlar sonsuza İkiye ayrılmış bir nehir gibi bacakları Ölü mü denir şimdi onlara! [Verse 2] (Aggressive delivery, beat becomes more industrial) Kimse hüzünlü olmasın Sırası değil hüznün daha! Bir gün bir şehrin alanında Bir mermer yığınının gözlerine Omuzlarına düşerse bir çınar yaprağı Hüzünlensin yaşayanlar o zaman Sırası değil hüznün daha! [Bridge] (Music slows down, atmospheric Bansuri flute solo, heavy bass pulses) Öylesine sıkılmış ki yumrukları İyice sıkılsın yumruklar! Saklansın diye bir armağan gibi bu katılık Öylesine sıkılmış ki yumrukları Kimse hüzünlü olmasın Sırası değil hüznün daha! [Climax] (Fast flow, maximum intensity, loud Tabla and 808s) Unutulsun bir gövdeye duyulan hasret Unutulsun bu alışılmış duyarlık! O kadar sade, o kadar kalabalık ki Unutulmaya değer onların insan gövdeleri Ve unutulmalı mutlaka! Dolsunlar diye yüreklere Dolsunlar damarlara! [Chorus - Grand Finale] (Maximum power, full Indian instrumentation) Ölü mü denir şimdi onlara? Ölü mü denir şimdi onlara? Dolsunlar damarlara! Ölü mü denir! Ölü mü denir şimdi onlara! [Outro] (The beat cuts out, leaving only a haunting Sitar note and a fading echo) Ölü mü denir... (Whisper) Şimdi onlara... [End]

