
Kuzeyde Karadeniz kıyısınca uzanır yol, Kuzey Anadolu Dağları — Karadeniz Bölgesi’ne kol. Yağmurun, ormanın, sisin evi olur bu sıradağlar, Her yamacı yeşil, her zirvesi bulutlarla parlar. Güneye ineriz sonra, Akdeniz’in mavi sahiline, Toros Dağları karşılar bizi — Akdeniz Bölgesi’nin kalbine. Sarp yamaçları, yüksek tepeleriyle kalkan gibidir, Türkiye’nin güney sınırında vakurca yükselir. Doğuya döner yolumuz, karların yurdu görünür, Doğu Anadolu’nun sıradağları — yükseldikçe yükselir. Munzur, Bingöl, Aladağlar; dorukları göğe değer, Kışın sessizliğini, yazın serinliğini her dağ taşır, her tepe söyler. Batıda Ege Bölgesi’nde kıvrılır dağlar denize, Aydın ve Menteşe Dağları uzanır ovadan kıyı şeridine. Yamaçlarında zeytin kokusu, güneşin sıcak izi, Ege’nin ritmini taşır, bu sıradağların her biri. İç Anadolu’da azdır sıradağ ama nöbetçiler vardır yine, Erciyes, Hasan, Melendiz yükselir — İç Anadolu Bölgesi’nin kalbine. Volkanik gövdeleriyle bozkırı korur bu doruklar, Türkiye’nin orta kısmına gölge eder bu dağlar. İşte Türkiye’nin sıradağları böyle sarar dört bir yanı, Kuzeyden güneye, doğudan batıya anlatır yurdun canını. Her bölgenin dağları bir coğrafya kitabı gibidir, Okudukça vatanı tanır, öğrenci öğrendikçe büyür, bilinçlenir.

