​ Zamanın dikiş yerlerini gören o Yolcu İlmek ilmek dokudu rüya gibi günleri Gümüş pullu bir kuş indi derin maviden Bıraktı avucuna tılsımlı anahtarı ​Bastırdı Yolcu anahtarı yorgun göğsüne Bir kapı aralandı kalbinin en dibinden İki gümüş nehir aktı, yol ikiye ayrıldı Rüzgarla süzüldü ışığın patikasından ​Açılıyor kapılar, dökülüyor şelale Ruhun tortuları karıştı hayale Bu bir kutlama, bu en büyük zafer İnci taneleri uçuşsun havada! ​Kendi kalbinin anahtarını çevir korkmadan Bereket aksın dünyana, yürü durmadan Vadi yankılansın neşeli davul sesiyle Bu masal tamamlansın bahar sevinciyle ​​Gökten üç elma düştü; biri ışığa Biri o cesur kapıya, biri de sana... Masal burada bitti, hayat yeniden başladı.