Song Cover Image

Masada bir kadeh, içinde binlerce ihanet

+ Show full styles

[Intro] [Verse 1] Masada bir kadeh, içinde binlerce ihanet Dost dediğim herkes mi giymiş bu sahte kıyafet? Sırtımdaki hançerlerin hesabını tutamaz oldum Ben bu hayatın içinde, daha tomurcukken soldum. Zemheri ayazı vurdu gönlümün en kuyusuna İçtikçe düşüyorum bu hayatın pusuna. Vefasızın gölgesi çökmüş, namerdin sofrasındayım Ben bu kurtlar sofrasında, tam can pazarındayım. [Chorus] [Violins join in, intense and crying] [Powerful, raspy vocals] Dökün ulan dökün, bu kadeh de benim sonuma olsun! Yüreğimdeki bu yangın, tüm şehri vursun, kavursun! Yalnızlık benim tahtım, acı ise tek gerçeğim Ben bu karanlık kuyuda, çürüyüp gideceğim. [Verse 2] İntikam değil derdim, sadece biraz huzur aradım Her tuttuğum dal kırıldı, hep yarı yolda kaldım. Öfkem sığmıyor artık bu yorgun, dumanlı bedenime Bir yudum daha çekiyorum, küfrederek kaderime. Şişeler şahidim artık, taş duvarlar dert ortağım Ruhumun her köşesi yamalı, ben darmadağınım. Kime inansam, arkasından bir pusu çıktı Bu kokuşmuş düzen, benim hayallerimi yıktı. [Chorus] [Heavy bass and strings, maximum emotional output] Dökün ulan dökün, bu kadeh de benim sonuma olsun! Yüreğimdeki bu yangın, tüm şehri vursun, kavursun! Yalnızlık benim tahtım, acı ise tek gerçeğim Ben bu karanlık kuyuda, çürüyüp gideceğim. [Bridge] [Music slows down, almost silent] [Voice becomes a broken, shaky whisper] Dün gece yine kendimle konuştum... Yine kimse yoktu yanımda, kendi gölgemden başka. Sadece o kahpe yalnızlık... Ve masadaki şu acı zehir. [Sudden orchestral climax with screaming Bağlama and heavy drums] [Outro] [Slow Bağlama solo fades out with a deep, melancholic Cello] [Sound of a chair dragging on the floor and heavy footsteps walking away] Güneş doğmasa da olur artık... Burası son durak. [Echoing silence] [End]